Proaktif

Aziz Şah– “Proaktif” kelimesini duyduğum zaman tüylerim diken diken oluyor…

Proaktif “aktif dış politika”nın kısaltmasıdır. Turgut Özal ile birlikte Türkiye’nin girdiği yeni savaşçı-yayılmacı dış politikanın kod adıdır “proaktif”. Kafkaslar’da, Orta Asya’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Akdeniz ve Afrika’da yeni Osmanlıcı NATO siyaseti demektir “proaktif”…

Federalisti iki devletçisi, işgalcisi işbirlikçisi, ilhakçısı istibdatçısı…

Liberali, İslamcısı, ulusalcısı, Avrasyacısı, Atlantikçisi…

Generali, onbaşısı, gazetecisi, bürokratı, diplomatı…

 Hepsinin dilinde “proaktif”…

Proaktif siyaset mezhepçidir.

“Türkiye Suriye’de çok proaktif” dediklerinde yıl 2011’di. Proaktif Suriye siyasetinin sonucu ortada…

“Türkiye Mısır’la çok proaktif” sözünün sonucunda Mısır ile Türkiye birbirine düşman oldu. Uluslararası toplantılarda Sisi varsa Erdoğan toplantıyı terk ediyor, “proaktif” posta koyuyor…

“Türkiye Suudi Arabistan’la proaktif”ti derken Suudilerin İstanbul Başkonsolosluğunda Cemal Kaşıkçı öldürüldü, vücudu parçalandı, eritildi, cesedi yok edildi…

“Türkiye Libya’da çok proaktif” derken İzmir NATO’nun Libya operasyonuna merkez üssü oldu. Kaddafi linç edilerek öldürüldü…

Türkiye’nin her proaktif eyleminin iç savaşa dönüştüğünü gören Cezayir ve Tunus mesafesini koydu…

Erdoğan Fas, Cezayir ve Tunus’a her gittiğinde halkın protestolarıyla ve devlet yöneticilerinin tepkileriyle karşılandı…

İslamcıların iktidarda olduğu Tunus’taki törende Erdoğan başparmağını içeriye kıvırarak dört parmağıyla Rabia işareti yaptı. Proaktif bir şekilde Müslüman Kardeşler’in selamını verdi…

Tunus Cumhurbaşkanı Béji Caied Essebsi, Rabia işareti yapan Erdoğan’a, “Tunus’un bir tek sembolü, bir tek bayrağı vardır, başka da işareti yoktur, ne Rabia ne başka bir şey” diye tepki gösterdi…

Türkiye Kuzey Afrika’ya proaktif bir hamle yaparak Libya’ya müdahale edebilmek için askeri üs istedi Cezayir ve Tunus’tan, reddedildi…

Suriye’nin ve Libya’nın halini gören, ateşe benzin döken bu proaktif siyasetten uzak durur…

Kıbrıs’ta herkesin ağzındadır şu “proaktif” sözü…

Önce Kudret Özersay diline doladı…

Sonra Tatar ve diğer UBP’li papağanlar…

Onları gören Tufan Erhürman ve CTP geri kalır mı?

CTP’li hukukçu vekil Fazilet Özdenefe Mustafa Akıncı’yı “proaktif değil” diyerek eleştiriyor!

İlhakçısı, işgalcisi, işbirlikçisi, federalisti, iki devletçisi, “Maraş Türk malıdır” diyeni, “Maraş’ta BM Güvenlik Konseyi kararları geçerlidir” diyeni, “KKTC ilelebet yaşayacak” diyeni, “KKTC hiçbir zaman tanınmayacak” diyeni hep bir ağızdan, bütün mahalle, cümbür cemaat “proaktif” diyor da başka bir şey demiyor…

 “Türkiye Doğu Akdeniz’de proaktif siyaset izliyor” cümlesini hepsinin ağzından duyabilirsiniz?

Doğu Akdeniz siyasetinin “proaktif” tarafı nedir diye sorsanız cevap veremezler ama…

Gemi yüzdürüyor, daha ne olsun?

Gemilerde talim var, proaktif yârim var…

O da gitti sondaja, sondaj gemisinin günlük masrafı milyon dolar!

Türkiye “proaktif” siyaset yapıyor ama TC devleti henüz Akdeniz boyunca Münhasır Ekonomik Bölgesi’ni ilan edip komşu devletlerle bunu müzakereye başlamadı. Sadece gemi yüzdürüyor, anlaşmalar imzalayan devletleri taciz ediyor. Buna “proaktif” diyorlar…

Proaktif siyaset nedir, merak mı ediyorsunuz?

2012 yılında “3 saatte Şam’a gireriz” diyen Türkiye dış politikasıdır “proaktif”…

Bir kelimeyi ağzınıza dolarken dönün bir tarihçesine bakın, Turgut Özal’dan Erdoğan’a!

(26 Şubat 2020 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author