İnsanlar ve ekonomiler için “yeni normal”

Oz Karahan – “Yeni normal” terimi bütün dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınından sonra günlük hayatımızdaki değişikliklerin uzun bir süre yaşamımızın tam ortasında yer alacağını bize hatırlatıyor.

Artık yirmidört saatimizi yeni normale uygun şekilde geçiriyoruz.

Bir uzman değilim ya da pandemi döneminde dünya toplumları üzerinde derin bir gözlem veya araştırma yapmadım.

Ancak Kıbrıslılar ve genel manada Avrupa halklarının bu virüsü ciddiye alıp gündelik yaşamlarında dikkat etmeye çalıştıklarını düşünüyorum kendince.

Keşke “halklar” için söylediğim bu sözü “devletler” için de söyleyebilseydim.

Kıbrıs’ın özgür bölgelerindeki yönetimin salgının yoğun bir şekilde devam ettiği ülkelerden gelen turistlere kapılarını açmasıyla COVID-19 ile mücadele mahvolma noktasına geldi.

Bu durum Avrupa’nın diğer ülkelerinde de aynı durumda.

Bütün bunların hepsi keyfi sebeplerle değil, ekonomik açıdan “geminin yürümesi” için yapılan hamleler, biliyoruz.

Ama hani o havalı “sosyal devlet” imajı Avrupa devletlerinin.

Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ve devletimiz Kıbrıs Cumhuriyeti, birçok ülkeye nazaran iyi durumda.

Ancak gerçekten “devlet dediğimiz şey bu muydu” dedirttiler Avrupalılara.

İsveç…

Benimde bir dönem yaşadığım ve siyasetinin içinde militan bir şekilde aktif olduğum bir ülke.

Bu yüzden sahip olduğu “dünyanın en refah seviyesi yüksek sosyal devleti” imajının bir yalan olduğunu biliyorum.

Çokta iyi olmayan sağlık sistemine karşı pandemi döneminde neredeyse karantina ya da kapanma dönemine hiç girmemeyi tercih eden sayılı ülkelerden.

Ve virüs dönemini bir şekilde iyi de atlattı diyebiliriz.

Bu kararını sağlık nedenlerinden çok ekonomik nedenlerden dolayı aldığını biliyorum.

Ancak bugün bu kararına rağmen ekonomik açıdan büyük bir çöküş içerisinde.

Beni yanlış anlamayın, bunları söylerken kesinlikle ülkeleri birbirleri ile karşılaştırmıyorum.

Yani biz onlardan daha iyiyiz, onlar bizden daha iyi gibi çıkarımlar yapmak bir kere bilimsel ve istatistikel olarak doğru olamaz.

Sadece yapısını ve iç siyasetini biraz bildiğim ülkeleri kendi içlerinde ve kendi refah seviyelerini geçmişlerinden bugüne kadar değerlendirerek “yeni normal”in can acıtacağını söylüyorum.

Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İsveç, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Japonya.

Buraları yaşadığım ve biraz da siyasetine karışabildiğim yerler.

Ve bu ülkelerde hala mücadele eden insanları, yoldaşları, dostları olan birisi olarak “yeni normal”in

biraz zor olacağını söylüyorum.

Bu sene içinde aşı bulunacağı açıklandı, bu da kendi içerisinde soruları getiriyor.

Bu aşıyı yaptırmak isteyen kadar ilk etapta uzak durmak isteyen insan olacak.

Ve muhtemelen piyasaya sürüldükten sonra bu aşıyı yaptırmak istemeyen kişiler için “yeni normal” daha da zorlu geçecek.

Hayatımızın seyehat dahil her alanında aşıyı yaptıran ve yaptırmayanlar değişik bir prosedürlerle karşılaşacağını anlamak için de kahin olmaya gerek yok.

O yüzden şimdiden bu aşıyı kendinize veya sevdiklerinize yaptırıp yaptırmayacağınız konusunda düşünmeye ve araştırmaya başlayabilirsiniz.

Veya devletiniz tarafından zorunlu hale getirilirse nasıl tavır alacağınızla ilgili karar vermeye…

(3 Ağustos 2020 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author