1974 gazilerinin ‘‘KKTC vatandaşlığı’’na itirazınız yok mu?

Aziz Şah – Her Bakanlar Kurulu toplantısından sonra dağıtılan istisnai vatandaşlıklar açıklanır.

1985’te Alpay Durduran meclise öneri verdi, Raif Denktaş da meşhur ateşli konuşmasıyla Durduran’ın önerisini destekledi. ‘‘Vatandaşlıklar Bakanlar Kurulu değil, meclis tarafından verilsin’’di öneri… Kıbrıs’ın işgal bölgesi meclisten değil TC Elçiliği’nden yönetildiği için bu öneri yasalaşamadı. Yasalaşsa da pek bir şey değişmezdi ya… 80 küsur milyonluk Türkiye, 80 binlik Kıbrıslıtürkleri yok etmeye karar vermiş bir kere!

Bakanlar Kurulu’nun ve içişlerinin dağıttığı vatandaşlıklara bizden başka itiraz eden de kalmadı toplumda. Kansız soykırım kimsenin umurunda değil artık…

1974’ten beri Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde taşıma nüfusla sürdürdüğü yerleşimci nüfus sömürgeciliği 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’ne, BM’nin 1968 tarihli Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar Bakımından Kanuni Sınırlamaların Uygulanmayacağına Dair Sözleşmesi’ne ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 1998 tarihli Roma Statüsü’ne göre savaş suçu ve insanlığa karşı işlenmiş suçtur.

Bu bilinçle mücadele verilmedi bu ülkede. TC Devleti Kıbrıslıların insan haklarını gasp etmek için savaş suçu olarak Türkiye’den insan taşıdı. Kıbrıslıların insan haklarına karşı Türkiye insanını silah olarak kullandı…

Kıbrıslılar Kıbrıs’ın kuzeyinde azınlığa düştükten sonra bütün siyaset çoğunluk olan savaş suçu yerleşimci nüfusa göre şekillendi. Savaş suçuna kılıf geçirdi işgal rejiminin ideoloğu solcular: Evlerinden kovulan Rumların yerine taşınan savaş suçu nüfusa ‘‘Türkiye kökenli Kıbrıslı Türkler’’ diye bir kılıf geçirdiler.

1974’ten sonra hangi tarihte gelmişlerse fark etmez… Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşı olmayan ve yurttaşlarıyla evlilik bağı olmayan kimsenin Kıbrıs’ta yurttaşlık hakkı yoktur.

Ne solcunuz anladı ne sağcınız, ne kendine Kıbrıs milliyetçisi deyenleriniz anladı ne Kıbrıs Türkü olanlarınız…

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde VATANDAŞ OLMA HAKKI diye bir şey yoktur. Silah zoruyla evlerinden atılan Rumların geriye dönüşünü engellemek için Rumların evlerine taşınan nüfus savaş suçudur. İsterse üzerinden 100 yıl geçsin, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı yoktur!

21’inci yüzyılda 16’ncı yüzyıldaymış gibi davranamazsınız!

1974’ten sonra gelenle 1571’den sonra gelen aynıdır, bir farkı yok; diyenler de işgale kılıf uyduran ahlaksızlardır. Ganimetçiliğe kılıf uydurmak için utanmayı attınız…

Hem insan hakları hem de 16’ncı yüzyıl fetih uygulamalarını savunamazsınız!

Bakanlar Kurulu’nun her toplantısında vatandaşlıklar dağıtılır… Ne gerekçe ile vatandaşlık vermişler diye bakarım: Devamlı suretle ‘‘20 Temmuz Barış Harekâtı’na katılarak Gazi olduğu gerekçesi ile KKTC vatandaşı olmaya hak kazanmıştır’’ diyerek sülalesi ile birlikte vatandaş yapılanlar vardır.

Buna itiraz edene pek rastlamadım. Demek ki ‘‘Gazilerin vatandaşlık hakkı’’na itirazınız yok!

Ama 1983’te doğup 1974’te savaşa katılarak ‘gazi olduğu için’ vatandaşlık verilen zattan rahatsızsınız…

1974’ten sonra yerleşimci nüfusa verilen bütün vatandaşlıklar savaş suçunun belgesidir.

TC’nin sömürge idaresi, 1974’te iki harekâta katılan ve 1974’ten önce Özel Harp Dairesi’nin görevlisi olarak Kıbrıs’ta bulunan askerlere ‘‘vatandaşlık hakkı’’ verdi. Bu, Türkiye’nin yürüttüğü yerleşimci nüfus kolonizasyonunun parçasıdır. Bunu kimse sorgulamadı, itiraz da etmedi…

Bu iş o kadar ayağa düştü ki, Rauf Denktaş bölükleri gezerek,

-‘‘Çocuklar, siz terhis oldunuz ama askerliğiniz daha bitmedi. Burada kalın, size ev, dükkân, bahçe, tarla, her neyse; bunları tedarik edeceğiz… BİRER DE KARI VERECEĞİZ…’’ bile diyordu.

Bu tanıklık, Güzelyurt Gaziler Cemiyeti’nden Selami Bey’e ait.

-‘‘Savaş bittikten sonra biz bölük olarak Güzelyurt’a yerleştik’’ diyor Selami Bey!

[Röportajı yapan M. İnanç Özekmekçi, KKTC’de Türkiyeli göçmenler ve siyaset, s. 42-43]

-BİRER DE KARI VERECEĞİZ, dedi Denktaş.

1983’te değil de 1943’te ya da 1953’te doğup 1974’te savaşıp ‘gazi’ olanlara verilen vatandaşlıklara itirazınız yok mu?

KKTC vatandaşlığı bir hak değil, Kıbrıs halkının iradesinin gaspıdır.

(22 Ekim 2022 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author