“Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar!”

Aziz Şah – Hafta sonu İSİAS katliamında evlatlarını, annelerini, babalarını, kardeşlerini ya da hepsini birden kaybeden aileler bir araya geldi. İSİAS’ta abisini kaybeden can dostum “benimle gel yalnız gitmek istemem” dedi, yanında gittim…

Bu buluşma hakkında hiç yazmayacaktım. Böyle bir hakkım yok. Konuşulanlar ailelerin arasında.

Bir nene gördüm orda, onu yazacağım size, gördüğünüzde elini öpmek istediğiniz nenelerden…

Kıbrıs’ın bütün savaşlarını görmüş bir nene, savaşta böyle acı çekmemiş, öyle derin öyle sessiz öyle hıçkırarak ağlıyordu ki kendi kendine bir köşecikte…

Angonisini Türkiye’ye kurban vermiş bir nene!

Benim rahmetli neneme benziyordu, onun yaşlarındaydı, sıması aynı benim nenem, 50’lerden itibaren her acısını gördü bu adanın, benim nenem gibi birkaç defa göçmen oldu, 1974’te mülteci oldu, evsiz kaldı… Şimdi de angonisiz!

Haftalardır kafamın içinde Ece Ayhan bağırıp duruyor…

Devlet dersinde öldürülen çocukların şiirini yazan Ece abimiz.

“Meçhul öğrenci anıtı” şiiri dönüyor kafamda…

“Orta ikiden ayrılan çocuklar için şiirler” dönüyor kafamda…

Sanki de Mağusa’nın çocukları için yazılmış tüm bu şiirler…

Namık Kemal’in yanına bir de Ece Ayhan büstü dikin Mağusa’ya!

Angonisini Türkiye’ye kurban vermiş nenemin gözyaşlarına bakarken kafamın içinde Ece Ayhan bağırıyor:

“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında / Bir teneffüs daha yaşasaydı / Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür / Devlet dersinde öldürülmüştür.

*

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu: / Maveraünnehir nereye dökülür? / En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı: / Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir”…

İşte, angonisini Türkiye’ye kurban vermiş nenemin 6 Şubat’tan beridir durmadan akan gözyaşlarına bakarken Ece Ayhan böyle bağırıyordu kafamın içinde…

-Angonisini Türkiye’ye kurban vermiş nenemin gözyaşları nereye akar?

Söyle Ece Ayhan, sen bilirsin…

Döndüm baktım annelere, Türkiye’ye evlatlarını kurban veren annelere…

Ne gördüm bilir misiniz?

Cumartesi Anneleri’ni gördüm! Devlet dersinde öldürülmüş evlatları için 30 küsur senedir adalet arayan Cumartesi Anneleri…

İki annenin gözleri birbirine değse başlıyor gözyaşları akmaya. Cumartesi Anneleri’nin gözyaşları 30 küsur senede kurudu inatları tazecik, İSİAS kurbanlarının annelerinin gözyaşları kurumaz ama inatları tazecik.

Cumartesi Anneleri’nin evlatlarını da devlet öldürdü, İSİAS kurbanlarının annelerinin evlatlarını da devlet öldürdü, ikisinin de evlatlarını aynı devlet öldürdü.

Ece Ayhan diyor ki:

“Tabiatı eleştirmeyiniz sakın / Kuş yapraklarını döktüğü için”…

Tabiatı eleştirmeyin sakın deprem oldu diye, deprem öldürmez devlet öldürür. Tabiatı eleştirmeyin sakın, devlet dersinde öldürülmüş çocuklarımız için…

“Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar!” dizesini kime yazdı Ece Ayhan bilmem ama Mağusa’nın çocukları için de yazdığı kesin.

“Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! / Askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci’de mi inerler? / Süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için”…

Hayır, bu defa Sirkeci’de inmedi askerler tramvaydan, Namık Kemal Meydanı’nda indiler…

Ama süsü kaçırılmıştı cenazelerin. Katil devlet adına “bayrak” dedikleri parlak kumaşlarla örtmüştü tabutların üstünü, parlak cübbeleriyle Ankara devletinin imamları devlet dersinde öldürülen çocukların tabutları başında “şehit oldular, şahadet mertebesine eriştiler” diye nutuklar attı.

Sonra Mağusa’dan eve gelince Ayşemden Akın’ın yazdığını okudum:

-“Bir anne galiba, bir dilim kek sarmış peçeteye, polo şeker ile mezarına koymuş oğlunun, bugün gördüm. Acıkmasın, şekersiz kalmasın istemiş belli. Evlat dipdiri gözlerle bakıyor oracıktaki fotoğrafta ama kek taş gibi”…

Ece Ayhan “Meçhul Öğrenci Anıtı”nda der ki:

“Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır. / Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek”…

O kuşları da devlet öldürmezse…

(27 Şubat 2023 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author