Oz Karahan: İki toplumlu iki bölgeli federasyonun son kullanma tarihi yaklaşıyor

(Politis gazetesi – 31/03/2024 – Stavros Antoniou)

“Kıbrıslıları etnik kökenlerine göre coğrafi olarak ayıracak, hayatın her alanında etnik kotalar uygulayacak apartheid bir çözüm önerisini destekleyemem.

Kıbrıs Yeşiller Partisi’nin Kıbrıslı Türk Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı Oz Karahan, Kıbrıs sorununa bir çözüm şekli olarak iki bölgeli iki toplumlu federasyonu reddediyor ve “Kıbrıslıları etnik kökenlerine göre coğrafi olarak ayıracak, hayatın her alanında etnik kotalar uygulayacak apartheid bir çözüm” olduğuna atıfta bulunuyor. “Kıbrıs’ın bölünmediğini, işgal altında olduğunu” ve “yeniden birleştirilemeyeceğini, ancak özgürleştirilebileceğini” savunuyor.

Milletvekili seçilmeniz halinde ilk önceliğiniz ne olacak?

Kıbrıs’ın kendine özgü koşulları Avrupa’da yeterince kabul görmüyor ya da anlaşılmıyor. Mülteci krizlerinden diğer güvenlik tehditlerine kadar karşılaştığımız zorlukların birçoğu, Avrupa kıtasının dışındaki coğrafi konumumuz ve devam eden Türk işgali gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Kıbrıslılar olarak 705 Avrupa Parlamentosu milletvekilinden sadece altısına sahibiz. Her bir Kıbrıslı Avrupa Parlamentosu milletvekili, Avrupa siyasetini ve hayatımızı etkileyen kararları etkileyebilmek için, daha geniş temsiliyete sahip ülkelerdeki meslektaşlarına kıyasla çok daha fazla sorumluluk taşımaktadır. Bu nedenle önceliğim, ilerici geleceğimize katkıda bulunmak için karar alma süreçlerine proaktif bir şekilde katılmak ve Kıbrıs’taki statükoya karşı koymak için Avrupa Parlamentosu ve diğer Avrupa mekanizmalarıyla stratejik olarak ilişki kurmak olacaktır.

Avrupa Birliği fikrine ve oluşumuna inanıyor musunuz?

Karşılıklı fayda için uluslar arasında birliğe olan inancımdan hareketle Avrupa Birliği fikrini ve kuruluşunu desteklemekle birlikte, mevcut yapısını, işlevsizliğini, üye devletlerin egemenliğine aşırı müdahalesini, siyasi duruşlarını veya Kıbrıs’a ve toplumuna verdiği zararı onaylayamam. Ne yazık ki Avrupa Birliği, COVID-19 salgını, Filistin’de devam eden trajedi ve sayısız diğer kritik meseleyi ele alış biçiminde de görüldüğü üzere, sıklıkla ifade ettiği değerlerden sapmaktadır.

RUSYA VE PUTİN

Rusya ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok kutuplu dünyamızda Rusya gibi ülkeleri anlamak, onların daha geniş jeopolitik önemlerini göz önünde bulundurmayı gerektiriyor. Örneğin BRICS gibi girişimler güç dengesini değiştirmiş ve Yeni Kalkınma Bankası gibi projeler IMF’nin hakimiyetine meydan okumuştur. Bununla birlikte, Ukrayna ihtilafı gibi spesifik konularda duruşum nettir ve Kıbrıslılar Birliği ile uluslararası savaş karşıtı örgüt RESIST tarafından yayınlanan bildiri doğrultusundadır. NATO’nun yayılmacı politikalarının savaşta önemli bir faktör olduğunu kabul ediyorum, ancak Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygı göstermesi zorunludur. Kıbrıs’ın yabancı işgaline karşı verdiği mücadele göz önüne alındığında, her devletin toprak bütünlüğü benim için tartışılmazdır.

KOMÜNİZM

Yurtdışında komünist partilere üye oldunuz ve Kıbrıs’ta radikal sol içinde aktifsiniz. Bu, bugün hedefiniz ve vizyonunuz olarak komünizme sahip olduğunuz anlamına mı geliyor?

Çek Cumhuriyeti’nde lisans eğitimimi tamamladıktan sonra ABD’nin Houston kentine taşındım ve ABD Komünist Partisi’nin aktif bir üyesi oldum. Daha sonra yükseklisans eğitimim için İsveç’e taşındım ve orada bulunduğum süre boyunca Komünist Parti’deki aktif üyeliğimi sürdürdüm. Sosyalizm, hararetle savunduğum ilericiliğe, yurtseverliğe ve demokratik değerlere ışık tutmaktadır.

Siz “Kıbrıslılar Birliği”nin başkanısınız. Bu ne tür bir örgüt ve amaçları nelerdir?

Kıbrıslılar Birliği, yabancı üslerden arınmış üniter bir Kıbrıs’ı savunan ilerici ve anti-emperyalist bir harekettir. Kökleri 2011 yılında Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgelerinde Türkiye’ye karşı düzenlenen protesto dalgalarına dayanmaktadır. Hedefleri arasında uluslararası faaliyetler yoluyla Kıbrıs’ın işgali konusunda küresel farkındalık yaratmak vardır. Hareket, uluslararası ilerici siyasi alanda önemli bir varlığa sahiptir. Ayrıca, genç Kıbrıslılar için kültürel ve eğitsel girişimler düzenlemekte ve diasporada Kıbrıs’la ilgili etkinlikler organize etmektedir. Hareketin faaliyetleri geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır ve ilgilenenleri Kıbrıslılar Birliği’nin faaliyetleri hakkında bilgi edinmek ve bu faaliyetlere katılmak için www.cypriots.org adresini ziyaret etmeye davet ederim.

KIBRIS VE BATI

Batı’nın ve Türkiye’nin iki bölgeli iki toplumlu federasyon fikrini Ankara’ya kuzey Kıbrıs’taki kolonileştirme planını tamamlaması için zaman kazandırmak amacıyla kullandığını belirttiniz. Batı derken aklınızda hangi devletler var ve bu Batılı ülkelerin adanın kolonileştirilmesini desteklediğini düşündüren nedir

Hepimizin bildiği gibi, vatanımızın bulunduğu bölge, yani Doğu Akdeniz, iki güç tarafından sömürgeleştirilmiştir: İngilizler ve Fransızlar. Buna ilaveten, başta Altıncı Filo olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri için başlıca operasyon alanı olarak hizmet vermektedir. Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır, Libya halkları ve bizler bu üç emperyalist gücün hedefiyiz. Şu anda her üç NATO gücü de emperyalist nüfuzlarını genişletmek için Kıbrıs’ı batmayan bir uçak gemisi olarak kullanmaktadır. Buradaki varlıklarını sürdürmek için uyguladıkları strateji “böl ve yönet”tir. İsimler ve öneriler değişse de özü aynı kalmaktadır: sürekli olarak Kıbrıslıları ayrıştırmaya çalışmaktadırlar. Şimdiye kadar iki toplumlu iki bölgeli bir federasyonu savundular, ancak bunun son kullanma tarihi yaklaşıyor. Maria Holguin’in son ziyareti, statükoyu korumak ve topraklarımızdaki varlıklarını sürdürmek için yakında başka bir şey önereceklerini gösteriyor.

İKİ BÖLGELİ İKİ TOPLUMLU FEDERASYON

Kıbrıs sorununa bir çözüm şekli olarak İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyona neden karşı çıkıyorsunuz?

Her şeyden önce kendimi ahlaklı ve ilerici bir birey olarak görüyorum. Irkçı olmadığım için, Kıbrıslıları etnik kökenlerine göre coğrafi olarak ayıracak ve hayatın her alanında etnik kotalar uygulayacak apartheid çözüm önerilerini destekleyemem.

Dahası, tüm Kıbrıslılar için demokratik birlik arayışına derinden bağlıyım. İşgalin ortasında bile, değerli yoldaşım İbrahim Aziz’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki çabaları sayesinde, Rumca konuşan ve Türkçe konuşan Kıbrıslılar Avrupa seçimlerine tek bir millet olarak, sadece Kıbrıslılar olarak katılmaktadır. İşte bu nedenle bugün, oy pusulasında, vatanımız için mücadele etmeye hazır, saygıdeğer Rumca konuşan Kıbrıslılarla birlikte duruyorum.

İster iki toplumlu iki bölgeli bir federasyon isterse başka bir apartheid çözümü olsun, bu zor kazanılmış demokratik birliği aşındırma tehdidi taşıyan her türlü öneri özünde gericidir. Kıbrıslılar olarak sahip olduğumuz her demokratik birlik örneğini korumalı, daha da genişletmek için çaba göstermeli ve ülkemizin kurtuluşu için mücadeleye devam etmeliyiz.

Sizce sorunu çözmenin doğru yolu nedir?

Önce sorunu tanımlayalım, sonra da çözümü tartışalım. Kıbrıs bölünmüş değildir; işgal altındadır. Dolayısıyla yeniden birleştirilemez, ancak özgürleştirilebilir. Kıbrıs ve Kıbrıslılar için çözüm, kendileri de işgal ve yerleşimci sömürgeciliğinin kurbanı olan Filistinlilerin çözümünü yansıtmaktadır. Çözüm, Türkiye’ye karşı uluslararası hukuk, diplomasi, Avrupa mekanizmaları ve daha fazlasını kullanan çok yönlü bir milli kurtuluş stratejisi gerektirmektedir. Kısacası, bu aynı zamanda devletimiz Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunmak ve onu tüm Kıbrıslılar için daha demokratik, çoğulcu ve laik hale getirmek için çalışmak anlamına da gelmektedir. Geçtiğimiz yıl yüzlerce Kıbrıslının imzasıyla Pan-Kıbrıslı Seferberlik Deklarasyonu yayımlandı. Deklarasyon, benim de Kıbrıs için bir çözüm sunduğuna inandığım bir çerçevenin ana hatlarını çiziyor. Vatandaşlarımız deklarasyonu www.freecyprus.net adresinden okuyabilir ve imzacı olabilirler.

MİLLİ KURTULUŞ STRATEJİSİ

Kıbrıs sorununa BM kararlarına aykırı bir çözüm aramak ne kadar gerçekçi?

Birleşmiş Milletler kararları değişebilir ve yakında yine değişecektir. Sahadaki gerçekleri kendi fikirlerimiz ve mücadelemizle şekillendirmeye çalışmazsak, Kıbrıslılar kendilerini “yeni gerçekçilikleri” benimserken bulurken Türkiye anlatıyı dikte etmeye devam edecek ve bu da potansiyel olarak Kıbrıs’ın Türk kontrolüne girmesine yol açacaktır. Harris Georgiades, 2021 yılında Kathimerini’de yayınlanan “Yeni Gerçekçilik” başlıklı makalesi ile kendisi gibi teslim olmuş zihinlerin söylemini yükseltti. Georgiades neredeyse “iki devletli çözümün” günümüzün en pragmatik seçeneği olduğunu ima ediyordu. Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde sarf ettiği sözlerde açıkça ortaya koyduğu gibi, vatanımızın geri kalanına sahip olmak için mükemmel bir fırsat kolluyorlar. Dolayısıyla Kıbrıslılar olarak iki seçeneğimiz var: ya işgale karşı çok yönlü bir milli kurtuluş stratejisi oluşturup statükoyu değiştirmek için çabalayacağız ya da kontrol ettikleri “çözümler” ve gerçekler çerçevesinde Türkiye’nin oyununu oynamaya devam edip her şeyi kaybedeceğiz.

Siz Linobambaki misiniz? Çünkü LINOBAMBAKI adlı bir gençlik örgütüne katıldınız.

“Linobambaki” Kıbrıs’ta ayrı bir insan grubu değildi; bir metafor olarak kullanılmaktaydı. LINOBAMBAKI adlı gençlik örgütü, 2010’ların başında Türkiye’nin Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgelerinde Türkçe konuşan Kıbrıslılara yönelik kültürel Türkleştirme çabalarına karşı bir direniş sembolü olarak adını benimsedi.

Adınız Türkiye’nin “kara listesinde” mi? Seyahat etmeye çalıştınız ve Türk yetkililer tarafından ülkeye girişinize izin verilmediği söylendi mi?

Evet, adım Türkiye’nin Türkçe konuşan Kıbrıslılar için belirlediği kara listede ilk yayınlananlar arasındaydı. Kara liste yayınlanmadan çok önce Türkiye’ye seyahat etmeyi zaten bırakmıştım.

About the author