Kardeşin bu mu?

Şener Levent – Kardeş ülke Türkiye diyorsunuz…

Hayır!

Reddediyorum…

Sizin kardeşiniz olabilir…

Ama benim kardeşim olamaz…

Ananız olmadığını siz de kabul ediyorsunuz oysa…

O halde nasıl kardeşsiniz?

***

Benim böyle kardeşim olacağına olmasın daha iyi…

Kardeşiniz çoktan yoldan çıkmış…

Kötü yollara sapmış…

Çok büyük kötülükler yapmış…

Kardeşiniz ırkçı…

Kardeşiniz yobaz…

Bende kardeşinizin canavarlaşmış halleri var…

Belgeleri var…

Kesmediği azınlık mı kaldı?

Ne Ermeni bıraktı…

Ne Kürt…

Ne Rum…

Ne Alevi…

Böyle kardeş mi olur?

Değil kardeş, babam olsa babalığını bile reddederim…

***

Çok kötü bir kardeşiniz var çok…

İyileri öldüren, kötülere ise armağan sunan bir kardeş…

Daha birkaç gün önce ne yapmış bakın…

Karısını öldüren adama ceza indirimi uygulamış…

Neden?

Karısını öldürürken bundan zevk almamışmış çünkü…

Zevk alarak öldürmemiş yani…

Kardeşiniz dünyada yeni bir icat yapmış anlaşılan…

Bir aletle, birinin diğerini öldürürken zevk alıp almadığını ölçüyor!

Ve ona göre karar veriyor…

Zevk almadıysa cezasını hafifletiyor!

Siz ona kardeş mi dersiniz?

Ben demem…

Gerçekten kardeşim olsaydı, yalnız bunu yapmış olsa bile, kardeşlikten reddederdim onu…

***

Ama yaptığı kötülükler arasında belki de bu en hafif suçu…

Sırf Ermenidir diye Ermenilere yaptığı gözümün önünden hiç gitmez…

Sırf Rumdur diye Rumlara yaptığı…

Sırf Kürttür diye Kürtlere yaptığı…

Hiç gitmez gözümün önünden…

Ben ancak utanabilirim böyle kardeşim olsa…

Siz gurur mu duyarsınız?

Kan dökmekten zevk alan bir kardeşiniz olmasından duyduğunuz gurura şaşarım…

***

Yalnız bunlarla da kalmadı kardeşiniz…

O kadar çok kötülük yaptı ki saysam sayamam…

Benim sevdiğim tüm yazarları hapislerde çürüttü…

Benim okuduğum tüm kitapları yasakladı…

Benim beğendiğim tüm filmleri sansürledi…

En yurtsever, en yiğit, en mert devrimcileri astı…

Kahramanmaraş’ta nasıl insan doğradığını, hamile kadınların karnını nasıl delik deşik ettiğini, minicik bebeleri bile nasıl şişlediğini görünce ruhum karardı, dünyadan soğudum…

Sonra bir de Sivas ateşi eklendi buna…

Diri diri yaktığı aydınlar…

Barbardır senin kardeşin…

Barbarın şahı!

Duyduklarım, okuduklarım, gördüklerim ve tanıklık ettiklerimle hala nasıl yaşarım şaşarım…

***

Senin kardeşin suçlu diye tutukladığı masumlara insan dışkısı yedirmekle meşhurdur…

O hapisane cehenneminde tutukladığı adamın gözleri önünde karısına tecavüz etmekle meşhurdur…

Falaka ile…

Tırnak sökmekle…

Kıça cop sokmakla…

Ve döverek öldürmekle meşhurdur…

Öldürdüğü kadını çırılçıplak soyarak köy meydanında sürüklemekle meşhurdur…

Allaha dua ederek camiden palalar ve satırlarla fırlayarak kelle kesmeye koşan yobazlarıyla meşhurdur…

Kendi ülkesinde yaptıkları yetmedi senin kardeşinin…

Benim ülkeme de daldı…

Vurdu kırdı döktü…

Yaktı yıktı…

Öldürdü…

Yurdumun insanlarının ellerinden malını mülkünü zorla aldı…

Yurdumu böldü…

Haritamı yırttı…

Çok cinayetler işledi burada da…

Ve tüm bunları gazeteye yazdığım için beni de öldürmeye geldi…

Bombaladı…

Kurşunladı…

Linç etmeye kalktı…

Ben buna kardeş mi derim?

***

Yetmedi ama yetmedi…

Benim yurdumdan sonra başka ülkelere de öldürmeye gitti…

Senin kardeşinin en yakın dostları kanlı cihatçılar…

Kafa kesenler…

Kadınları köle yapıp satanlar…

Gittiği yerlerde de çok kan döktü…

Her kan döktüğü yere bayrağını dikti…

Hayır bayım hayır…

Senin kardeşin olabilir…

Ama benim asla!

(3 Temmuz 2021 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author