İşgal altında kim yerli?

Aziz Şah – 8/5/2024

Kıbrıs’ın Türkiye’nin işgali altındaki bölgesinde, yani Türkiye’nin yetki ve sorumluluğundaki bölgesinde 2024’ün ilk birkaç ayında iki farklı insan hakları meselesi gündeme geldi Ermeniler ve Dipkarpazlı Rumlarla ilgili.

***

1915’in kılıç artığı Vartan Malyan’ın sözleriyle başlayalım:

-“Ne vakit ‘74’te Türk askeri gelmiş, bir sabah şafakta, ‘Türkler geliyor’ diye bağırıyorlarmış. E bu kâfidir, bizden birine ‘Türkler geliyor’ dedin mi, kaçan kaçana. Pılını pırtısını alan yallah o tarafa”…

Hiçbir şey Vartan amcanın anlattığı kadar basit olmadı, 1974’te kimse kendiliğinden gitmedi…

Diş Doktoru Sariyan vardı Arabahmet’te. Kızı, Denktaş’ın eşi Aydın Hanım’ın sınıf arkadaşıydı. Arabahmet Camisi’nin karşısında evleri vardı…

1974 olduğunda Sariyan’ın kızı Aydın Hanım’a gitti, “Biz burada kalmak isteriz, güneye gitmek istemeyiz” dedi…

Aydın Hanım konuyu açınca, “Ermenilerin gönderilmesinin bizimle alakası yoktur, Ermenilerin gönderilmesi Türkiye’nin politikasıdır” dedi Denktaş.

Böylece 1915’te Anadolu’dan kovulan Ermeniler, 1974’te de Kıbrıs’ın kuzeyinden kovulur…

2024’te Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Ermenilere karşı yeni bir uygulama devreye girdi. Ermenistan doğumlu olan Kıbrıslı Ermeniler’in kuzeye geçişi yasaklandı. Ayrıca doğum yeri Ermenistan olan başka ülkelerin vatandaşları da bu uygulamadan etkileniyor. Bildiğim kadarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti bu konuyla ilgilenmedi. Bay Hristodulidis, Ermeni Kıbrıslılar vatandaşınız değil mi? İşgal rejiminin Ermenilere yönelik bu ırkçı uygulaması sizi ilgilendirmez mi?

***

1974 istilasından sonra BM’nin 9 Haziran 1975 tarihli raporuna göre 182.000 Rum Kıbrıs’ta mülteci durumuna düşmüş, 20.000 Rum ise çoğunlukla Karpaz’da olmak üzere kuzeyde kalmıştı.

1976 Ocak’ında adanın kuzeyinde 8.840 Rum, otuz altı ayrı bölgede yaşıyordu. Karpaz’da yaşayan 7.900 kişi ile Girne-Bellapais’te yaşayan 920 kişinin kovulması için özel çaba harcanıyordu…

1975 Haziran’ından 1976 Ocak’ına 20.000 kişi 8.840 kişiye düşürüldü. Kasım 1981’de 1.076’ya düşen yerli Rum sayısı 2012’de 347’ye, günümüzde de 300 civarına inmiştir…

182.000 kuzeyli Rum, 20 Temmuz 1974 işgalinden sonra evlerinden kovularak güneye sürüldü…

Türk işgalinden 11 ay sonra 20.000 küsur Rum kuzeyde yaşıyordu. Peki, geriye nasıl 300 kişi kaldı?

Bu konuda da bir Denktaş hikâyesi var:

Denktaş Karpaz’da bir papazın öldürülmesi ve kızının tecavüze uğraması üzerine 12 Eylül 1974’te tecavüz ve cinayet hakkında ABD Büyükelçisine bilgi verir. Bunun üzerinden 1 sene 3 ay geçtikten sonra Denktaş, 1976 Ocak’ında ABD Büyükelçisi William Crawford’a Girneli Rumların kovulmasından sonra sıranın Karpazlılara geleceğini söylüyordu…

Karpaz’da 7.900 ve Girne-Bellapais’te 920 Rumun yaşadığı sırada sistematik göçe zorlama haberleri üzerine ABD Büyükelçisi William Crawford Denktaş ile Bellapais’te görüşür:

-“Girne bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Rumların kovulması için askeri bir karar alındığı gibi bir sonuca vardık” der ABD’li diplomat Denktaş’a… Denktaş başını sallayarak onaylar Bay Crawford’u.

ABD Büyükelçi sıranın Karpaz’a gelip gelmeyeceğini sorduğunda ise, “Evet, gelecek… Askerin kararı bu yöndedir” der Denktaş. 

200.000 küsur kuzeyli Rumdan geriye (KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın 2013 verisine göre) 311 insan kaldı: Bir anıt gibi durur “Dipkarpaz Rum Ortaokulu”. Bu yüzden belli periyotlarla bu okul “mesele” olur işgal bölgesinde. Kitap ve öğretmen erişimi, denetim ve eşit muamele gibi konularda. Avrupa Parlamentosu’na taşındı bu konu yenile Kıbrıs Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı tarafından. Okulda okuyacak çocuk kalmadığında mesele ortada kalkacak!

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde yaşayan Maronit ve Rumlardan “KKTC Dışişleri Bakanlığı” sorumludur. Çoğunlukla bunun nedeni bilinmez: “YABANCI UNSUR” sayıldıkları için!

İşgal altında kim yabancıdır? Yerlilere “yabancı” diyenler…

Kuzeye geçişi yasaklanan Ermenilerin, Karpaz’daki Rum çocukların ve Lefkoşa’da gettolaşan 2-3 okulda okuyan Kıbrıslıtürk çocukların insan haklarını gasp eden Türkiye’nin işgalidir. Kıbrıslıların insan hakları bir bütündür. 

Niyazi Kızılyürek uzun bir süreden beridir “Kıbrıslı Türklerin insan hakları” söylemi altında etnikçi dar bir şovenizmi kışkırtıyor. AKEL ve Niyazi seçim kazanacak diye etnik bencilliği kışkırtan çok tehlikeli bir oyun oynuyor…

Tüm Kıbrıslıların insan haklarını gasp eden Türk işgali ve yerleşimci kolonizasyonudur.    

(8 Mayıs 2024 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author